Ohhh bee… Nihayet nefes
aldığımı hissediyorum doya doya. Gözlerimi hep kaçırdığım o pencere var ya
hani, hep uzak durmaya çalıştığım; işte bugün o pencereye baktıkça gülüyor
yüzüm. Dün akşam yoktu hâlbuki, şimdi kızıl goncalar görüyorum akça ağacın
dallarında. Hepsi o kadar taze, o kadar yeni ki hayatta her daim değiştiğimiz
gerçeğini yüzüme vuruyorlar adeta. Daha bugün doğmuşlar, daha yaşayacak bir
ömür var önlerinde. Hiç kaybolmasınlar, hep o dalda nefes alıp versinler
istiyorum. Onlar gitmedikçe, bizi bırakmadıkça biz mutluyuz, güneşliyiz, umutluyuz… Peki ya şu kuşlara ne
demeli? Siz nerelerdeydiniz şimdiye kadar ah be güzellikler? Gök gürültüleri,
şimşekler, çatıyı delecekmişçesine yağan dolular ve kar küreme makinelerinin
gümbürtüsüyle mi cezalandırdınız bizi bunca ay? Aman nolur kaybolmayın
ortalıktan, siz şakıdıkça şarkı söyleyebildiğimi hatırlıyorum. “Ak güvercin
olaydım, pencerene konaydım!” Roka mandolinen!
20 Mart 2012 Salı
5 Mart 2012 Pazartesi
Uzaklar
Ayten
Alpman “Al götür beni çok uzaklara!” diye haykırıyor şarkısında. Dinledikçe ben
de çok uzaklara gidiyorum, bir zamanlar çok uzaklara gitmeyi arzulayıp bunu
gerçekleştirebilmiş biri olarak.
O zamanlar da uzaklara gitme derdindeydim, şimdi de. Hiç görmediğim rüyaları görmekti benim tek emelim. Beraber, yalnızlığa meydan okuyarak uzaklara gitmek...
Şimdi bakıyorum da yine aynı arzularla yanıp tutuşuyorum, yine aynı hayallerin peşindeyim, yine başka diyarlarda vermek için tutuyorum nefesimi.
“Nerede değilsem, orada iyi olacakmışım
gibi geliyor,” demişti ya Baudelaire, benimkisi de o cinsten galiba…
O zamanlar da uzaklara gitme derdindeydim, şimdi de. Hiç görmediğim rüyaları görmekti benim tek emelim. Beraber, yalnızlığa meydan okuyarak uzaklara gitmek...
Şimdi bakıyorum da yine aynı arzularla yanıp tutuşuyorum, yine aynı hayallerin peşindeyim, yine başka diyarlarda vermek için tutuyorum nefesimi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
