Bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın deli kulları çokmuş. Az gelmiş herhalde ki bir tane daha peyda olmuş. Herkes pek bir sevinivermiş bu yeni delinin gelişine. Mübarek Kadir gecesi bereket getirecek bu deli kız hanemize diye havalara uçmuşlar. Getirmiş de aslında. Epeydir dengesini kaybeden herkes ve her şey düzene girmiş, havada uçuşan ne idüğü belirsiz toz zerrelerine varasıya askıdaki her şey yere inmiş. El el üstüne konmuş, deli kız ellerin üstüne oturmuş. Her şeyi merak etmiş, her yere burnunu sokmuş. Her gördüğünü, işittiğini ya hafızasına ya da cilt cilt biriken günlüklerine kaydetmiş. Unutmamış olanı biteni, kim olduğunu, nereden geldiğini, nereye gittiğini. Sabahın ayazında okul yolunda kol kola yürüdüklerini, saç saça baş başa dövüşüp iki dakika sonra sarılıp öptüklerini, tek bir bakış ile anlaştıklarını, ağlarken güldürenleri, akşamüstü bir bankta yılların yükünü paylaştıklarını ve bir ömür boyu can yoldaşlığı vadedenleri hiç unutmamış. Onlar hep yanı başında olmuşlar en deli halleriyle. Hayatı paylaşmak akıllılıkla mümkün değilmiş çünkü. Deliler, gelirken getirdikleri güzellikleri ancak delilerle paylaşarak dağıtabilirmiş dünyaya. O yüzden deli kız hep delileri sevmiş ve aklının her köşesine silinmemek üzere kaydetmiş. Şimdi nerededir, ne haldedir bilinmez ama dünyanın neresinde olursa olsun güzel yürekli delilerin yaydığı güzelliği hissettiğini ve güzel yürekli bir delinin elini tutarak uykuya daldığını adım gibi biliyorum...
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Bir varmış, bir yokmuş...
Bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın deli kulları çokmuş. Az gelmiş herhalde ki bir tane daha peyda olmuş. Herkes pek bir sevinivermiş bu yeni delinin gelişine. Mübarek Kadir gecesi bereket getirecek bu deli kız hanemize diye havalara uçmuşlar. Getirmiş de aslında. Epeydir dengesini kaybeden herkes ve her şey düzene girmiş, havada uçuşan ne idüğü belirsiz toz zerrelerine varasıya askıdaki her şey yere inmiş. El el üstüne konmuş, deli kız ellerin üstüne oturmuş. Her şeyi merak etmiş, her yere burnunu sokmuş. Her gördüğünü, işittiğini ya hafızasına ya da cilt cilt biriken günlüklerine kaydetmiş. Unutmamış olanı biteni, kim olduğunu, nereden geldiğini, nereye gittiğini. Sabahın ayazında okul yolunda kol kola yürüdüklerini, saç saça baş başa dövüşüp iki dakika sonra sarılıp öptüklerini, tek bir bakış ile anlaştıklarını, ağlarken güldürenleri, akşamüstü bir bankta yılların yükünü paylaştıklarını ve bir ömür boyu can yoldaşlığı vadedenleri hiç unutmamış. Onlar hep yanı başında olmuşlar en deli halleriyle. Hayatı paylaşmak akıllılıkla mümkün değilmiş çünkü. Deliler, gelirken getirdikleri güzellikleri ancak delilerle paylaşarak dağıtabilirmiş dünyaya. O yüzden deli kız hep delileri sevmiş ve aklının her köşesine silinmemek üzere kaydetmiş. Şimdi nerededir, ne haldedir bilinmez ama dünyanın neresinde olursa olsun güzel yürekli delilerin yaydığı güzelliği hissettiğini ve güzel yürekli bir delinin elini tutarak uykuya daldığını adım gibi biliyorum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder