28 Şubat 2012 Salı

Hayıflana Hayıflana Yalnızlık


Sona yaklaşırken adım adım, yalnız olmayı, yalnız kalmayı daha çok istiyor insan, çok yakında tamamen yalnız olacağını bile bile. Kimse olmasın, kimse duymasın, kimse konuşmasın istiyor. Kaçış en iyi yol gibi görünüyor. Duyulmamak, bakılmamak, seslenilmemek, her şeyden önemlisi de fark edilmemek rahatlatıyor. 


İnin, cinin top oynadığı bir park köşesinde, akşamüstünün verdiği ‘bitmişlik’ hissini tek başına yaşamak istiyor. 


Kuşların cıvıltısından, havanın kararma ihtimalinden, tanınmamaktan, ağaçların gölgesinden, iki karasineğin üstüne başına konup aklını dağıtmasından medet umuyor. 


Yalnızlığı istiyor, yalnız kalacağını biliyor, yalnızlıktan ölesiye kaçıyor…

Yoldan geçen orta yaşlı kadın gibi sigarasını tüttüremediğine, karşıdaki bankta dünyanın ‘en hoş’ muhabbetini eden sigara molasındaki garsonlar kadar ‘mutlu’ olamadığına, yaz tatillerinin ana temasını altlarındaki bisikletlerin oluşturacağından şüphe etmediği iki küçük çocuğun yüreğindeki temizliği çoktan kaçırdığına, mesai çıkışı bankadan evine doğru yollanan memure kadar ‘bir şeylerin bittiğinden’ emin, merdivenleri ikişer ikişer inebildiği için dakikalarca mutluluk kahkahaları atan küçük kız kadar ‘mütevazı’ olamadığına yanıyor insan…

Siyahla beyazı ayırt edemediği için grilerde yaşamayı kabullenen insan, nefes almak istiyor, fakat bu sefer rüzgarın yardımı olmadan…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder